Kalpteniman edenlere...      KİM SALİH AMEL İŞLERSE KENDİ LEHİNEDİR KİM DE KÖTÜLÜK YAPARSA KENDİ ALEYHİNEDİR ALLAH KULLARINA ZULMEDİCİ DEĞİLDİR
    
 KULUN HAZRETİ ALLAHA İMAN ETMESİ, ONA İBADET YAPMASI HAZRETİ ALLAH TARAFINDAN O KULA VERDİĞİ BİR MUCİZESİDİR.!!
      
SEN KENDİLERİYLE ANDLAŞMA YAPTIĞIN HALDE ONLAR HER DEFASINDA HİÇ ÇEKİNMEDEN ANDLAŞMALARINI BOZARLAR (Enfal-56)
    
 İHANETİN CEZASI !!
    
 EY ADEMOĞULLARI BEN SİZE ŞEYTANA İBADET ETMEYİN O SİZİN APAÇIK BİR DÜŞMANINIZDIR DİYE EMRETMEDİM Mİ ? ( Yasin-60 )
      
BİZ İNSANLARIN NELER DEMEKTE OLDUKLARINI ÇOK İYİ BİLİYORUZ SEN SADECE BENİM TEHDİDİMDEN KORKANLARA ÖĞÜT VER.Kaf-16
    
 GÖKLERDEKİ İLÂH DA, YERDEKİ İLÂH DA ODUR O HİKMET SAHİBİDİR HER ŞEYİ BİLENDİR .(Zuhruf-84).
      
AND OLSUN Kİ,BİZ KURANI ANLAŞILIP ÖĞÜT ALINMASI İÇİN KOLAYLAŞTIRDIK ÖĞÜT ALAN YOKMUDUR ? (Kamer-32)
      
HEPİMİZ KENDİ İSTEDİĞİMİZİN OLMASINI İSTERİZ OYSAKİ BİZ İSTEMESEK DE HAZRETİ ALLAHIN İSTEDİĞİ OLUYOR,
      
O GÜN DOSTUN DOSTA HİÇ BİR FAYDASI OLMAZ KENDİLERİNE YARDIM DA EDİLMEZ,
 
  KALPTENİMAN
  HARF SIRALI TÜM YAZILAR
  A-Z TÜM KONULAR
  TWİTER TAKİP
  KALPTENİMAN SOHBETLER SESLİ DİNLE
  REKLAMLARI TEK TIK İLE YOK EDİN
  A HARFİ
  B HARFİ
  C-Ç HARFİ
  D HARFİ
  E HARFİ
  F HARFİ
  G HARFİ
  H HARFİ
  I-İ HARFİ
  K HARFİ
  L HARFİ
  M HARFİ
  N HARFİ
  O-Ö HARFİ
  P HARFİ
  R HARFİ
  S-Ş HARFİ
  T HARFİ
  U HARFİ
  V HARFİ
  Y HARFİ
  Z HARFİ
  ALINTILAR
  => Besmele mucizesi
  => Düşünen sahip olduğu değerlerin farkına varır.
  => İnnallahe şakirun Alim.
  => Bende öleceğim
  => Nurun ilk kapısı
  => Sigaranın kimliği
  => molla kasım gelir
  => Rabbin sana küsermi.
  => Her resul peygamber değildir
  => EŞ- ŞEKÛR
  => Darvincilerin çürüyen iddiaları
  => Dur yolcu dönüş yolunu unutma
  => En büyük düşmanımız şeytan
  => Kasaplardan marketlerden et alıyorsanız bu yazıyı muhakkak okuyun
  => Çinli müslüman ve imanına bakın
  => Sabır ve hastalık
  => Bir Hatırlatma
  => Bu ne oğlum
  => Değerli kardeşlerim değerli evlatlar
  => Sıfır gurubu kanı olanlar sütü katiyyen içmeyiniz.
  => Vahhabilerin itibar ettikleri
  => Rahman süresinin manası.
  => Cahillerle tarışırken sabırlı olun.
  => C-VisaliDivani.
  => Hindu kutsal metinlerinde Muhammed Aleyhisselam.
  => Cin ve şeytan.
  => Ruh çağırma
  => Ruh çağırma -2
  => Panik ataktan kurtulmak
  => Kadere iman-1
  => Kadere iman-2
  => Kadere iman-3
  => Kadere iman- 4
  => Kadere iman-5
  => Namazın mucizeleri
  => Şaşkın adetler.
  => Rüya Alemi ile Dünya..
  => Toprak, insan, hayat.
  => Ölüler ile dirilerin görüsmesi
  => noel belası
  => Mürşidi kâmilin müridine manevi desteği.
  => Vesvese hastalığından kurtulmanın çareleri
  => Yüzdeki lekelerin kaybolması için çare
  => Ruhi bedenin resmi olabilir mi? -1
  => Kırlian fotoğrafları hakkında açıklama.
  => İBRETLİK SÖZLER
  => Ruh ve madde
  => Kalbi diri tutmanın çaresi
  => Ömürden geçip giden günlerimize yazık olmasın
  => Allah Her şeyi yarattı
  => Mana alemi, misal alemi
  => Letaif nedir
  => Mevlânaya göre nefsin oyunları.
  => Peygamer Efendimizi rüyada görmek için salâvatı şerife.
  => HİÇ, Hiç olmak
  => Ey yazımızı okuyan dostum.
  => Aktab-ı Erbaa ne demektir.
  => Evradi kudsiye, h,z Allaha sığınma duası
  => Mesnevide, hiç olmak.
  => Dünya hiçliği kabul etmiyenlerle dolu.
  => Alevilik nasıl doğmuştur.
  => Aleviler doğru yoldamıdır?.
  => Aleviliğin bozulma nedeni.
  => Rüyanın amacı nedir?
  => Cemaat liderine uyarılar.
  => Mübin duası.
  => Dini hikayeler
  => Fala inanma falsız da kalma diyen cahil insanlar.
  => Yolsuzluk ve rüşvet operasyonu.
  => Takva ne demektir.
  => Evlilikte kaderin rolu var mı?
  => Kul hakkından nasıl kurtulunur.
  => Mahşerde halâlleşmek nasıl olacaktır.
  => Felek ne anlama gelir.
  => Ahirete aşırı bağlılığın sakıncası.
  => Müslümanın özellikleri.
  => Müslümanı bekleyen afetler.
  => Türkiyede ilk ezan.
  => Hangi dua kabul edilir.
  => Muhafız melekler
  => Peygamber Efendilerimizin resimleri istanbulda mı.??
  => İki şeyi hiç unutma
  => Çarşı pazar ağalığı
  => Annenin hizmete ihtiyacı var.
  => Resulullah s,a,v, Efendimizden, h,z Ali kerremellahü veche efendimize nasihatleri.
  => h.z. Allahın isimlerini sayı ile saymak
  => Ey yalancı insan.
  => MELAMİLER
  => melamiler kimdir.
  => melamilik 2.
  => gizli zikir
  => Tasavvufta velayet
  => Kutbil irşad kimdir.
  => Gül yüzlü
  => Şia taifesi ve seyyit kutup.
  => Dört talebeden hangisisin
  => Taş olan ekmek
  => Eşsiz bir Adalet sahnesi
  => şeytandan dahi gizlenen zikir
  => İnanmak mı bilmek mi?
  => iste evliya sohbeti
  => Zemzem suyunun esrarı
  => ibni teymiyyenin sapık fikirleri
  => Evliyanın vasıfları
  => kulak masajı
  => vasiyet
  => Limon suyu ve sarmısak mucizesi
  => Bir tokat vurana bir ceviz iki tokat vurana iki ceviz
  => Derviş kaşıkları
  => Evvela kalbini temizle sonra namazı dilediğin yerde kıl.
  => EY İNSAN!!!
  => Hakka uyana da muhalefet edene de merhamet et
  => Nefsinin dediğini yapmadan Allahın dediğini yap
  => Mutluluğun sırrı.
  => Surelerin faziletleri.
  => Keşke deli olmasaydım cehenneme gitmeseydim.
  => Allahın isimlerini sayı ile saymak
  => Kan gruplarının dağılımı
  => Sual felsefe nedir
  => Kırklar mertebesine ulaşmak
  => Habib baba
  => Kutsal kitabımız kuranı kerimi tanıyalım.
  => Allaha kaçmak.
  => Göğün yıldızları (2)
  => Fusulsül hikem hakkında bilgiler.
  => Evliya sohbeti-2
  => Ya Resulallah
  => İşini yarına bırakma!!
  => İnşaAllah demek
  => O kuran, kovulmuş şeytanın sözü değildir. (Tekvir 25)
  => Bir saat sonra öleceğini öğrensen ne yaparsın.
  => Geceleri yapılan Tesbih
  => Nefsim
  => İmtihan ve sabır.
  => Sevdiklerimize vakit ayıralım.
  => Umudu yitirmemek lâzım.
  => Yalan söylemek büyük günahtır
  => H.Z Ali Efendimizin cevapları
  => H.Z. Ayşe validemize atılan iftira
  => Adem peygamberin cennetten kovulması
  => İnsan topraktan yaratıldı.
  => Kabir azabını inkar edenlere cevap.
  => Yanlız kuran diyenlere cevaptır
  => Tarikat da hakikat da Şeriatı eksiksiz yaşamak içindir.
  => Allaha kul ol nefsine düşman ol
  HEPİMİZ KENDİ İSTEDİĞİMİZİN OLMASINI İSTERİZ OYSAKİ BİZ İSTEMESEK DE HAZRETİ ALLAHIN İSTEDİĞİ OLUYOR,
  O GÜN DOSTUN DOSTA HİÇ BİR FAYDASI OLMAZ KENDİLERİNE YARDIM DA EDİLMEZ,
  FASTAİZBİLLÂH,,, ALLAHA SIĞIN, ( Mümin,56 )
Copyright 2016byAys
h.z. Allahın isimlerini sayı ile saymak
EL-MİNHA FÎ’S-SİBHA (İmam Suyuti)[6]
-----------------------------------------------
[Tesbîh Âletiyle (Belli sayıda) Tesbih Çekmek Câiz Değil midir?]
-----------------------------------------------

بسم الله الرحمن الرحيم الحمد لله و سلام على عباده الذين اصطفى
Bundan sonra…[7]

Uzun zamandır ‘tesbîh(âletin)in ‘Sünnet’te bir aslı var mıdır?’ diye sorulmaktadır. O yüzden onun hakkında gelen hadîsleri ve eserleri (Sahâbe söz, iş ve takrîrlerini) araştırıp bularak bu cüz’ü topladım. Yardım istenen sadece Allah celle celâlühû’dur.

(Birinci Hadîs):
İbnu Ebî Şeybe, Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî ve Hâkim,(Abdullah) İbnu Amr radıyallahu anhumâ’dan rivâyet etmiş ve Hâkim ‘sahîh’ olduğunu söylemiştir:
“Nebi sallahu aleyhi ve sellem’in tesbîhleri eliyle saydığını gördüm.”[8]

(İkinci Hadîs):
-İbnu Ebî Şeybe, Ebû Dâvûd, Tirmizî ve Hâkim, Yüseyre radıyallahu anhâdan -ki hicret eden (Sahâbe) kadınlar(ın)dan idi- şöyle dediğini rivâyet etti:
“Resûlüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
(Ey kadınlar!..) Tesbîh’e (sübhânellâh demeye), tehlîl’e (lâ ilâhe illellâh demeye) ve takdîs’e (‘sübhâne’l-meliki’l-kuddûs’ veya ‘sübbûhun kuddûsün Rabbu’l-melâiketi ve’r-rûh’ demeye) sarılın, ğâfil olmayın, tevhîdi unutursunuz. (Onları) parmak uçlarınızla sayın. Çünkü onlar, (bedeninizden, kendileriyle ne yaptığınız) sorulacak ve konuşmaları istenecek olan(uzuv)lar-dır.”[9]

(Üçüncü Hadîs):
Tirmizî, Hâkim ve Taberânî, Safiyye radıyallâhu anhâ'dan şöyle dediğini rivâyet ettiler:
“Resûlüllah sallellâhu aleyhi ve sellem yanıma girdi; önümde tesbîh etmekte olduğum dört bin hurma çekirdeği vardı. O, ‘nedir bunlar, ey Huyey'in kızı?’ dedi. Ben, ‘onlarla tesbîh ediyorum’ dedim. O, ‘senin başında dikildiğimden beri bunlardan daha çok tesbîh ettim’ buyurdu. Ben, ‘(onu) bana (da) öğret, ey Allah'ın Resûlü!..’ dedim. O, (سبحان الله عدد ما خلق من شئ)/‘Allah'ı, yarattığı şeyler adedince tesbîh ederim’, buyurdu.”[10]
Bu hadîs de sahîhdir.

(Dördüncü Hadîs):
Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî, İbnu Mâce, İbnu Hibbân ve Hâkim Sa'd İbnu Ebî Vakkâs radıyallâhu anhu'dan rivâyet etmişler ve bu rivâyetin Tirmizî Hasen, Hâkim de sahîh olduğunu söylemişlerdir:
“Sa'd ve Nebî sallellâhu aleyhi ve sellem bir kadının yanına girmişler, kadının önünde de hurma çekirdekleri veya küçük taşlar vardı; tesbîh ediyordu. Bunun üzerine Resûlüllah sallellâhu aleyhi ve sellem, ‘bundan dahâ kolay’ veya (râvînin tereddüdü) ‘daha efdal olanı sana haber vereyim mi?’ buyurdu…”[11]

(Beşinci Hadîs): Hilâl el-Haffâr'ın Cüz'ünde, Beğavî'nin Mu'cemu's-Sahâbe'sinde ve İbnu Asâkir'in Târîh'inde, Mu’temir İbnu Süleymân yolundan Ubeyy İbnu Ka’b’dan, Onun, dedesi Bakıyye’den, Onun da Nebî sallellâhu aleyhi ve sellem’in azâdlı kölesi Ebû Safiyye’den yaptıkları şöyle bir rivâyet vardır:
“(Ebû Safiyye’nin) önüne bir deri yaygı konulur ve içinde taşlar bulunan bir sepet getirilir, onunla günün yarısına kadar tesbîh ederdi; sonra da kaldırılırdı. Birinciyi kılınca[12] (o sepet tekrâr) getirilir, onunla akşama kadar tesbîh ederdi.”[13]

(Altıncı Hadîs):(Yine), Ahmed İbnu Hanbel deez-Zühd'de, Yûnus İbnu Ubeyd'den, anasının şöyle dediğini rivâyet etti:
“Ebû Safiyye'yi -ki O Resûlüllah sallellâhu aleyhi ve sellem'in Ashâbındandı ve komşumuz idi- küçük taşlarla tesbîh ederdi.”[14]

(Yedinci Hadîs): İbnu Sa'd,Sa’d’ın kölesi Hakîm İbnu’d-Deylemî’den, “Sa'd İbnü Ebî Vakkâs'ın, taşlarla tesbîh ettiği”ni rivayet etmiştir.[15]

(Sekizinci Hadîs): İbnu Ebî Şeybe el-Musannef'de, Sa’d’ın kölesinden, “Sa’d’ın taşlarla veya hurma çekirdekleriyle tesbîh ettiğini” rivâyet etti.[16]

(Dokuzuncu Hadîs): İbnu Sa’d et-Tabakat’da şöyle dedi:
Bize Ubeydullah İbnu Mûsâ haber verdi (dedi). (Ubeydullâh) bize İsrâîl haber verdi (dedi). (İsrâîl) Câbir’den (haber verdi): Bir kadın O’na (Câbir’e), Fâtıme binti Hüseyin İbni Alî İbni Ebî Tâlib’den rivâyet ederek şöyle dedi:
“O (Fâtıme), düğüm atılmış bir ip ile tesbîh ederdi.”[17]

(Onuncu Hadîs):
Abdullâh İbnu Ahmed, ez-Zühd Zevâid’inde, Nuaym İbnu Muhriz[18] İbni Ebî Hureyre’den, O (Nuaym), dedesi Ebû Hureyre’den şöyle rivâyet etti:
“Ebû Hureyre’nin iki bin düğümlü bir ipi vardı; onunla tesbîh çekmedikçe uyumazdı.”[19]

(On Birinci Hadîs): Ahmed İbnu Hanbel de ez-Zühd’de (isnâdıyla) Kasim İbnu Abdirrah-mân’ın şöyle dediğini rivâyet etmiştir:
“Ebû'd-Derdâ’nın bir kese içinde Acve hurması çekirdeklerinden hurma çekirdekleri vardı; sabah namazını kılınca onları birer birer çıkarır, onlarla tesbîh ederdi.”[20]

(On İkinci Hadîs): İbnu Sa’d, Ebû Hureyre’den şöyle rivâyet etti:
“(Ebû Hureyre) yarısı beyaz yarısı kara (alaca) olan hurma çekirdeğiyle tesbîh ederdi.”[21]

(On Üçüncü Hadîs): Deylemî, Müsnedü’l-Firdevs’de (isnâdıyla)[22] merfû’ olarak şöyle rivâyet etti:
“Tesbîh âleti (Allah celle celâlühû’yu) ne güzel hatırlatıcıdır!...”[23]

(On Dördüncü Hadîs): İbnu Ebî Şeybe (el-Musannef’de) Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anhu’dan rivâyet etti:
“(Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anhu) taşlarla tesbîh ederdi.”[24]

(On Beşinci Hadîs):(İbnu Ebî Şeybe yine) Ebû Nadra yoluyla, Tufâve(denilen bir yer)’den olan bir adamdan şöyle dediğini rivâyet etti:
“Ebû Hureyre radıyellâhu anhu’nun yanında konakladım; O’nunla beraber, içinde taşların -veya hurma çekirdeklerinin- bulunduğu bir kese vardı. Tükenene kadar onlarla sübhânellâh derdi...”[25]

(On Altıncı Hadîs):(İbnu Ebî Şeybe yine) Zâzân’dan şöyle dediğini rivâyet etti:
“Ümmü Ya’fûr’dan tesbîhlerini aldım. Alî’ye vardığımda, ‘Ümmü Ya’fûr’a tesbîhlerini geri ver’ dedi.”[26]
Sonra, Celâl el-Bülkînî asrında yaşayan müteahhir bir yazara âid[27] Tühfetü’l-‘İbâd’da[28] tesbîh âleti hakkında güzel bir bâb gördüm. Orada aynen şu ifâdeleri müşahade ettim: Âlimlerin bazısı şöyle dedi: Tesbîhlerin parmak uçlarıyla sayılması İbnu Amr hadîsinden dolayı tesbîh âletinden daha iyidir. Ancak şöyle de denilmektedir: Tesbîh eden kimse yanılmayacağına güveniyorsa parmak uçlarıyla sayması daha iyi olur; değilse, tesbîh âleti evlâdır. Şübhesiz ki, Ebû Hureyre radıyallâhu anhu gibi kendilerine işâret edilen (meşhûr olan), kendilerinden (ilim ve feyz) alınan ve kendilerine i’timâd edilen efendiler (büyük zâtlar) tesbîh âleti edinmişlerdir. Ebû Hureyre’nin iki bin düğüm bulunan bir ipi vardı, onunla on iki bin tesbîh çekmedikçe uyumazdı. Bunu İkrime şöylemiştir.

(On Yedinci Hadîs): Ebû Dâvûd’un es-Sünen’inde, Ebû Nadra el-Ğıfârî’nin şöyle dediğine dâir bir rivâyet vardır:
“Bana, Tufâve’den bir şeyh, şöyle söyledi: Medîne’de Ebû Hureyre’ye misâfir oldum. Ben, misâfir yüzünden ondan daha çok ve daha kavi kol ve ayak sıvayan (hizmet etmeye girişen) bir adam görmedim. (O adam şöyle) dedi: Bir gün ben O’nun huzûrundayken, O, sedirinin üstündeydi. Beraberinde, içinde taşların yâhud hurma çekirdeklerinin bulunduğu bir kese, aşağı tarafında da kara bir câriye vardı. O, şu taşlarla tesbîh çekiyordu. Nihâyet kesedekileri bitirince keseyi câriyeye attı. O da onları toplayıp tekrâr keseye koydu ve hemen Ebû Hureyre’ye geri verdi…”[29]

Denilmiştir ki, ‘Ebû Hureyre radıyallahu anhu mücezza’,[30] hurma çekirdeği ile tesbîh ederdi.’
Hafız Abdulğanî, el-Kemâl’de, Ebû’d-Derdâ Uveymir radıyallahu anhu’nun (hâl) tercümesinde, günde yüz bin tesbîh çektiğini anlatmıştır.

(Hafız Abdulğanî, el-Kemâl’de) Seleme İbnu Şebîb’den deşöyledediğini zikretmiştir: “Hâlid İbnu Ma’dân Kur’ân okumasından ayrı olarak kırk bin tesbîh çekerdi; öldüğünde, yıkanmak için teneşir üzerine konulunca parmağını şöyle hareket ettirmeye başladı -yani tesbîh ile.”[31]
Ma'lûm ve muhakkaktır ki, yüz bin, hattâ kırk bin ve bundan daha azı parmak uçlarıyla sayılamaz. Bununla doğru olarak ortaya çıkmış ve sâbit olmuştur ki, Ebû’d-Derdâ ve Hâlid İbnu Ma’dân (bu sayıdaki tesbîhleri) bir âlet ile sayıyorlardı. Allah celle celâlühû en iyi bilir.

Ebû Müslim el-Havlânî rahmetullahi aleyh’in bir tesbîhi vardı. Bir gece tesbîh elindeyken kalktı. (Râvî şöyle) dedi: Tesbîh döndü ve koluna sarıldı ve tesbîh çekmeye başladı. Bunun üzerine Ebû Müslim döndü; tesbîh de kolunda dönüyor ve şöyle diyordu: Seni tesbîh ederim, ey yerden bitenleri bitiren ve ey varlığı dâim olan!.. (Ebû Müslim, hanımına), ‘gel, ey Ümmü Müslim!.. Bak tuhaf olan şeylerin en tuhaf olanına…’ dedi. (Râvî), ‘Ümmü Müslim derhal geldi; tesbîh, dönüyor ve tesbîh çekiyordu; (Ümmü Süleym) oturunca da tesbîh de sustu’ dedi. Bu hâdiseyi, Ebû’l-Kasim Hibetüllâh İbnu’l-Hasen et-Taberî, “Kerâmâtü’l-Evliyâ” isimli kitâbında anlattı.

Şeyh İmâm Ârif Ömer el-Bezzâr şöyle dedi: Şeyh Ebû’l-Vefâ Kâkiş’in -Arabî olarak Abdurrahmân ın- efendim Şeyh Muhyiddîn Abdülkadir el-Geylânî’ye –kadde-sellâhu ervâhahum’a- verdiği tesbîh, onu yere koyduğu vakit tane tane dönerdi.

Kâdı Ebû’l-Abbâs Ahmed İbnu Hallikân Vefeyâtü’l-A’yân’da şöyle dedi: Bir gün, Ebû’l-Kasim Cüneyd İbnu Muhammed rahimehullâh’ın elinde bir tesbîh göründü; (O’na) ‘sen şerefine rağmen eline tesbîh (mi) alıyorsun?’ denildi; (O, bu), kendisiyle Rabbime ulaştığım yoldur, ondan ayrılmam’ dedi.[32]
Bunun (tesbîhin kullanılması) hakkında (isnâdı, Hasen-i Basrî’ye varan) müselsel bir hadîs rivâyet ettim.[33]
[Süyûtî, bu (‘ben falancıyı elinde tesbîh olduğu halde gördüm ve ona şöyle şöyle sordum’ sözüyle) müselsel olan muttasıl isnâdıyla Ebû’l-Hasen el-Mâlikî’den Cüneyd’i elinde tesbîh bulunduğu halde gördüğünü, ve O’na, ‘ey üstâd!.. Sen bu zamana kadar tesbîh ile beraber misin?’ diye sorduğunu, O’nun da, ‘üstâdım Ma’rûf el-Kerhî’yi elinde tesbîh olduğu halde gördüm’ dediğini rivâyet ettikten sonra, isnâdın son halkası olark Hasen-i Basrî’yi zikretti ve Ömer el-Mâlikî’nin O’na aynı suâli sorması üzerine],
Hasen-i Basrî, şöyle dedi: ‘Bu (tesbîh âleti), önceleri kullandığımız bir şeydir; sonraları onu bırakacak değiliz ya!.. Allah celle celâlühû’yu kalbimle, elimde ve dilimde zikretmeyi seviyorum’
Şâyet, tesbîh edinmekte şu büyüklere muvâfakat, onların inci dizisine girmek ve bereketlerini elde etmekten başka bir şey olmasaydı, bu itibârla (yine de) [işlerin en mühimlerinden] ve en kuvvetlilerinden olurdu. Nasıl öyle olmasın ki?.. O, Allah celle celâlühû’yu zikrettiren bir şeydir. Çünkü insanın onu görüp de Allah celle celâlühû’yu zikretmediği az olur. Bu da onun en büyük faydalarındandır. Selefden biri -rahi-mehullah- onu, bununla (“müzekkire” /zikrettirici kelimesiyle) isimlendirmiştir.

Onun faydalarından biri de devâmlı zikretmeye âlet edilmesidir; onu her ne vakit görse bir zikir âleti olduğunu hatırlar; bu hatırlama da onu zikretmeye çeker götürür. Allah azze ve celle’yi zikretmeye götüren sebeb ne güzel bir şeydir. Kimisi onu “kavuşturmak ipi”, kimisi de “kalblerin râbıtası” diye isimlendirmektedir.
Sözüne güvendiğim birisi, bana, bir kafile ile Beyt-i Makdis’in kapısında (veya sokağında) olduğunu haber verdi ve şöyle dedi: Bir Arab müfrezesi o kafilenin tamamının elbiselerini soydu, onlarla beraber benim de elbiselerimi soydu. Sarığımı aldıkları zaman başımdan bir tesbîh düştü; onu gördüklerinde ‘bu adam tesbîh sâhibi birisiymiş’ dediler ve benden aldıklarını bana geri verdiler; ben de selâmet içinde döndüm gittim.

Ey kardeşim!.. Bu parlak mübârek âlete ve (üstünde) topladığı dünyâ ve Âhiret hayırlarına bak!..
Ne Selef’den, ne de Halef’den hiçbir kimseden, zikrin tesbîh ile sayılmasının câizliğinin yasaklandığı nakledilmemiş, aksine çoğu tesbîhle zikri saymaktadırlar ve bunu mekrûh görmemektedirler. Birisi tesbîh sayarken görülmüş ve ona ‘Allah celle celâlühû’ya karşı mı sayıyorsun?’ denilince, ‘hayır, O’nun için sayıyorum’ demiştir.

(Tarafımızdan kısaca) anlatılmak istenen şudur: Sünnet-i Şerîfe’nin getirmiş olduğu belli sayıdaki zikirlerin ekserisi, çoğu kez parmak uçlarıyla sayılamaz. Şâyet sayılması mümkün olsa bile, bununla uğraşmak huşûu yok eder. Halbuki murâd edilen de budur. Allah celle celâlühû en iyisini bilir.
İbnu ’Asâkir Târîh’inde, Bekr İbnu Huneys’den, O da ismini söylediği bir adamdan şöyle dediğini rivâyet etti:
Ebû Müslim el-Havlânî’nin elinde kendisiyle tesbîh çekmekte olduğu bir tesbîh âleti vardı. Tesbîh elindeyken kalktı. Tesbîh döndü. Tesbîh koluna dolandı ve tesbîh çekmeye başladı. Ebû Müslim döndü. Tesbîh kolunda dönüyor ve şöyle diyordu: Seni tesbîh ederim, ey yerden bitenleri bitiren ve ey varlığı dâim olan!.. (Ebû Müslim, hanımına), ‘gel, ey Ümmü Müslim!.. Bak hele tuhaf olan şeylerin en tuhaf olanına…’ dedi. (Râvî), ‘Ümmü Müslim derhal geldi; tesbîh, dönüyor ve tesbîh çekiyordu; (Ümmü Süleym) oturunca ise tesbîh de sustu.’

İmâdüddîn el-Münâvî (iki beytinde) tesbîh (âleti) hakkında şöyle dedi:
(O tesbîh âleti), dağınıklığın dizilmiş hâlidir; onunla baş başa kalır.
Zeki olan ve (tesbîh âleti) onun himmetinden (dağınık olanları) bir araya toplar.
İsmi yüce olan Allah celle celâlühû’yu zikrederse,
O himmet üzerinde ayrılır heybetinden…
[Süyûtî'nin Risâlesi Bitti.]



--------------------------------------------------------------------
[6] İmâm Celâleddîn es-Süyûtî, el-Minha fî's-Sibha, (el-Hâvî li'l-Fetâvâ içinde :2/36-42)
Bu risâleyi tercüme ederken, kelime tahlîliyle alakalı olan birkaç satırlık küçük bir kısmı ile beraber bir müselsel isnâddaki muhtemelen on satır civârındaki uzun bir yeri ve de bir isnâdı, ‘günümüz okurlarına lâzım olmaz’, hattâ ‘kafalarını karıştırıp canlarını sıkar’ düşüncesiyle, çevirmedik.
El-Minha’yı tercüme etmekteki maksadımız -birilerinin yapa geldiği gibi- peş peşe meydana gelen ve çoğu kez de getirilen şiddetli ihlâs, amel ve îmân zelzeleleriyle fenâ halde sarsılıp kafası karıştırılan Ümmet’in kafasını biraz daha karıştırarak çok daha mühim mes'elelere zaman bırakmayacak şekilde onu oyalamak veya ona narkoz vermek değil, şeklen küçük, ama gerçekte büyük olan anahtar bir inceliğe dikkat çekmektir:
Birileri tarafından yerine göre, keyfî te’vîllerle ayetlerin ve hadîslerin ma'nâlarını buharlaştıran ve tahrîf eden, hattâ yorumsuz olarak çiğneyebilen, Sahâbe kavline ise hiçbir ehemmiyet vermeyen câhil ve edebsiz bir nesil ortaya çıkartıldı. Bunlar Abdullah İbnu Mes’ûd’a âid olan, sıhhat derecesi söz kaldıran, sahîh olsa bile ‘nasıl anlaşılması gerektiği’ tartışılabilecek olan, hattâ zâhiri başka Sahâbe kavilleri, fiilleri ve takrîrleriyle, hattâ merfû’ rivâyetlerle çelişmekte olan mevkûf bir rivâyeti, taşlarla zikreden topluluğa ‘yaptığınız zikirleri değil, günahlarınızı sayın’ deyip onları bid’atçı, yaptıklarını da bid’at görmesini bilir-bilmez ve anlar-anlamaz bir şekilde diline dolamışlardır. Böylelikle ise en nezîh zatları ve hattâ tâifeleri karalamaya çalışmaktadırlar. Bu işleriyle de bilmeden veya ustaca eslâfımızdan bize intikâl eden ilim ve amel müktesebâtımız üzerinde şeytânî vesvese, tereddüt ve şübheler uyandırmaya çalışmakla, din düşmanlarının ekmeğine bir şekilde yağ sürmektedirler. Bu risâleyi tercüme etmemizin şu cinâyeti engelleme yolunda gösterilen mütevâzi bir gayret olarak kabûl edilmesini Mevlâmızdan temennî ve niyâz, din kardeşlerimizden de istirhâm ediyoruz.
Hâsılı, bu risâlede geçen (3. ve 4. hadîsler gibi) bir kısım hadîslerde Nebî sallellâhu aleyhi ve sellem efendimiz, taşlarla tesbîh etmeyi görmesine rağmen yasaklamadığına göre, onlarla da tesbîh edilebileceğine dâir bir Takrîrî Sünnet bulunmaktadır. Rivâyetlerin birçoklarında da zikirlerin taşlarla veya hurma çekirdekleriyle sayılması vardır. Toplu zikre dâir ise onlarca, zikrin halka hâlinde yapılmasına dâir yine birçok, birinin komutuyla yapılmasını gösteren de nice rivâyetin bulunduğu görünmektedir.
Bütün bunlara rağmen Sûfiyye’nin taşlarla ve halka hâlinde yaptıkları ve Hatm-i Hâcegân ismini verdikleri bir toplu zikiri inkâr etmek, Sünnet karşısında şeytânî ve Fir’avnî bir direnmekten, onmaz bir sapıklıktan ve tedâvîsiz bir Sünnetsizlik hastalığından başka bir şey değildir.
[7] Tenbîh-1: İmâm Süyûtî, ezberi akıl almaz bir şekilde geniş olan bir hadîs hâfızı idi. Görüldüğü gibi verdiği kaynakların hemen hemen hepsi elimizdeki kaynaklarda mevcûddur. Çok az bir kısmını da biz bulamadık ve onları parantez arası üç nokta ile, yani (…) şeklinde gösterdik. Bu bulamayışımız bizim kusûrumuzdan olabileceği gibi nüshâ farklılıkları sebebiyle veya ender de olsa nihâyet Süyûtî de bir insan olduğundan O’nun kendi hatâsından dahi doğmuş olabilir.
Tenbîh-2: Hadîs kaynaklarını verirken, bazan bir kaynakta verilen başka kaynakları gördüysek de onları bizzat görmeden almadık, ezberciliğe kaçmadık; ancak kaynak gösterdiğimiz Dâru İbni Hazm (1422) baskısı Tirmizî nüshasının numaralarının Çağrı baskısından farklı olduğunu sonradan anladık.
[8] İbnu Ebî Şeybe (7745), Ebû Dâvûd (1502), Tirmizî (3495), Nesâî (1355) ve Hâkim (1/547), (Abdullah) İbnu Amrradıyallahu anhumâ’dan
[9] İbnu Ebî Şeybe (7738), Ebû Dâvûd (1501), Tirmizî (3595. hadîsden sonra ‘bu bâbda Yüseyre’den şu rivâyet de vardır’ deyip senedsiz olarak) ve Hâkim (1/547), Yüseyre radıyallahu anhâ’dan.
[10] Tirmizî (3563), Hâkim (1/547)ve Taberânî (…), Safiyye Mâce (…),radıyallâhu anhâ'dan.
[11] Ebû Dâvûd (1500), Tirmizî (3577 Dâru İbni Hazm, 3568 Çağrı), Nesâî (…), İbnu İbnu Hibbân (837) ve Hâkim (1/548) Sa'd İbnu Ebî Vakkâs radıyallâhu anhu'dan.
[12] Maksad anlaşılamamıştır.
[13] Buhârî, et-Târîhu’l-Kebîr, Muallâ İbnü Abdirrahmân, Yûnus İbnü Ubeyd’den, O; anasından, anası da Ebû Safiyye’den(8. cildin sonundaki Kitâbu’l-Künâ:44, Dâru’l-Fikr) İbnü Abdi’l-Berr, el-İsîtâb, Saîd İbnü Âmir, Yûnus İbnü Ubeyd yoluyla, “hurma çekirdekleriyle”, Abdü’l-Vâhid İbnü Ziyâd da yine Yûnus yoluyla “taşlarla” lafzıyla (el-Isâbe kenarı:4/108), Beğavî’nin bunu rivâyetinde, Abdü’l-Vâhid İbnü Zeyd, Yûnus İbnü Ubeyd’den rivâyette Muallâ’ya mütâbeet etti. (İbnü Hacer, el-Isâbe:4/109), İbnü’l-Esîr, Abdü’l-Vâhid, Yûnus yoluyla “taşlar” lafzıyla (Üsdü’l-Ğâbe: 6/175, mad:6016,eş-Şa’cool.gif, İbnu Asâkir, Târîhu Dımeşk (…)
[14] Ebû Nuaym, Mu’cemu’s-Sahâbe (5/2938, Dâru’l-Vatan-1419), Ebû Safiyye radıyallâhu anhâ'dan…
[15] İbnu Sa'd (3/76, Dâru İhyâi’t-Türâsi’l-Arabî-1417) Hakîm İbnu’d-Deylemî’den.
[16] İbnu Ebî Şeybe (7741)
[17] İbnu Sa'd (8/468 Dâru İhyâi’t-Türâsi’l-Arabî-1417) Fâtıma Binti Hüseyn radıyellâhu anhu’dan.
[18] Risâlenin aslında ‘Muhriz’ şeklinde geçen kelime, Hilye’nin elimizdeki baskısında ‘Muharrer’ olarak yazılmıştır. Aslına ulaşılamamıştır;
doğrusunu Allah celle celâlühû bilir.
[19] Ebû Nuaym Hilyetü’l-Evliyâ (1/468, mad:1329, İlmiyye-1418) Ebû Hureyre radıyallâhu anhu'dan.
[20] Ahmed İbnu Hanbel’de ez-Zühd (175, ilmiyye-1403), Ebu’d-Derdâ radıyellâhu anhu’dan.
[21] İbnu Sa’d (…), Ebû Hureyre radıyallâhu anhu'dan. Benzer rivayetin kaynağı Ebû Nuaym’dan geçti;18. dipnota bakınız.
[22] Uzatmamış olmak maksadıyla isnâdı hazfettik.
[23] Deylemî, Müsnedü’l-Firdevs (5/15, H:7029, Dâru’l-Kitâbi’l-Arabî-1407) [Ali radıyellâhu anhu’dan]
[24] İbnu Ebî Şeybe, el-Musannef (7742 ma'nâ olarak) Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anhu’dan.
[25] İbnu Ebî Şeybe, el-Musannef (7743), Ebû Hureyre
[25] İbnu Ebî Şeybe (7744), Zâzân’dan.
[25] Risâlenin basılı olan metninin burasında muhtemel radıyallahu anhu’dan. Asıl metinde “Ebû Hureyre” yerine “İbrâhîm” vardı. Düzeltme Musannef’den yapılmıştır.
[26] İbnu Ebî Şeybe (7744), Zâzân’dan.
[27] Risâlenin basılı olan metninin burasında muhtemel bir baskı hatası olduğunu düşünerek tarafımızdan bu şekilde tercüme münâsib görülmüştür.
[28] Kitâbın yazarı Abdurrahmân İbnu Ebî Bekr İbni Ebî Dâvûd ed-Dimeşkî el-Hanbelî’dir; (ö:856). Kitâbın tam ismi Keşfu’z-Zunûn’da (1 /369) “Tühfetü’l-İbâd ve Edilletü’l-Evrâd” şeklinde geçmekte ise de -Allahu a’lem- muhtemel ve münâsib olan “Tühfetü’l-İbâd fî Edilleti’l-Evrâd” olmasıdır.
[29] Ebû Dâvûd, es-Sünen (2174)
[30] Mücezza demek bir kısmı kazınıp beyazlatılan, diğer yanı da olduğu gibi kara olarak bırakılan (böylece de alaca hâle gelen) hurma çekirdeği, demektir. Karalık ve beyazlık bulunan her bir şey mücezza’dır. Bunu dil âlimleri söylemiştir. (Bu dipnot, Süyûtî’nin şu risâlesinin asıl metninden buraya indirilmesi münâsib görülen bir parçadır.)
[31] El-Mizzî, Tehzûbu’l-Kemâl:8/174, [el-Hilye:5/210 İsnâdı kesiktir.], Tehzîb hâmişi:8/174
[32] İbnu Hallikân, Vefeyâtü’l-A’yân (1/373)
[33] Bu (و قد رويت)“rivâyet ettim” ibâresinin başındaki (قال)’nin matbaa hatası olduğu kanaatindeyiz. Aksi takdîrde müselsel Rivâyet İbnu Hallikân’ın olması îcâb edecekti. Halbuki İbnu Hallikân’ın, Vefeyâtü’l-A’yân’ında (1/373) böyle bir rivâyet yoktur. Allâme Leknevî de bu rivâyeti Süyûtî’ye nisbet ettiğine göre, rivâyet, büyük ihtimalle O’na âiddir.

Alıntıdır.


 
 
  • ZİYARETÇİ: 76

 
AH KEŞKE DÜNYAYA BİR KERE DAHA DÖNEBİLSEK DE İNANANLARDAN OLSAK (Şuara-102)

ALLAH KİME NUR VERMEMİŞSE.ONUN NURU YOKTUR. (NUR 40)

ALLAH ONLARI SEVER,ONLAR DA ALLAHI SEVER

ALLAH ŞÖYLE BUYURDU; BU SADIKLARIN SADÂKATLARININ FAYDA VERECEĞİ GÜNDÜR.

ALLAH ŞÜPHESİZ HEPİNİZİ GÖRÜP GÖZETMEKTEDİR.(Nisa-1)

ALLAHA İTAAT EDİN, RESULÜNA İTAAT EDİN,SİZDEN OLAN EMİR SAHİPLERİNE DE.!

ALLAHA KUL OL NEFSİNE DÜŞMAN OL

ARAMIZDAKİ BEYİNSİZLERİN YAPTIĞI KÖTÜLÜKLERDEN DOLAYI BİZİ HELÂK EDERMİSİN ALLAHIM.(Araf-155)

ASKERİMİZİ VE POLİSİMİZİ KATLEDEN MAYIN TUZAKLARI

AYETİ KERİMEDE:BİZ LOKMANA ALLAHA ŞÜKRETMESİ İÇİN HİKMET VERDİK.(LOKMAN-12)

BABA DUASI

BENİ MEZARA AYAK ÜSTÜ GÖMÜN DİYEN ADAM

Benim dediğin hiçbir şeye sahip değilsin herrşeyin gerçek sahibi hazreti ALLAHTIR

BİR KAYYUM GİTTİ DİĞERLERİ GİTMESİN,KATLİAM YAPANLAR VE DESTEKLEYENLER İYİ GÜN GÖRMESİN

BİZ ONUN ÜZERİNDEKİ HER ŞEYİ ELBETTE KUPKURU BİR TOPRAK HALİNE GETİRECEĞİZ.

BİZ RAHMETİMİZİ KİME DİLERSEK ONA İSABET ETTİRİRİZ.

ÇOCUK ALDIRMAK BÜYÜK GÜNAHTIR

ÇÖZÜM SÜRECİ BAŞLATTIK ONLARI PALAZLANDIRDIK MECLİSE SOKTUK DEVLETİN BAŞINA BELÂYI SARDIK.

ÇÖZÜM SÜRECİ TUZAĞA DÜŞME SÜRECİDİR,KİM Kİ BU ÜLKEYİ O TUZAĞA GÖTÜRÜR İSE HZ ALLAH O KİŞİLERE AKIL FİKİR VERSİN.

DAĞLARI YERİNDE DURUR GÖRÜRSÜN,OYSA ONLAR BULUTLARIN YÜRÜDÜĞÜ GİBİ YÜRÜMEKTEDİRLER.(Neml -88)

DAHA ÖNCE NUH DUA ETMİŞ, ONUN DUASINI KABUL ETMİŞTİK BÖYLECE KENDİSİNİ VE AİLESİNİ BÜYÜK SIKINTIDAN KURTARMIŞTIK.

DARBE KORKUSU YOK OLDU ELHAMDÜLİLLAH..

DE Kİ, KURANA İSTER İNANIN İSTER İNANMAYIN.

DEVLET BAŞKANLARIMIZA DUYURU !!

DEVLET REİSİ ADİL BİRİSİ İSE, O AYNI ZAMANDA ZAMANININ KUTBUDUR (ABDÜL KADİR GEYLÂNİ HZ)

DEVLETİN HALKINA BORCU ONLARA HUZURU TEMİN ETMEKTİR. HALKIN BORCU DA DEVLETTE BÖLÜCÜLÜK YAPMAMAKTIR.

DIŞ DEVLETLER PKK YI DIŞARDAN BESLİYOR, BİZ İSE İÇERİDEN BESLİYORUZ MECLİSE SOKTUK MAAŞLARINI ÖDÜYORUZ BU NEDİR Kİ

DİNDE AŞIRIYA GİDENLER

DÜNYA ÖLÜ OĞLAKTAN DAHA DEĞERSİZDİR.

EĞER ONLARA MELEKLERİ İNDİRSEYDİK,ÖLÜLER DE KENDİLERİ İLE KONUŞSAYDI. VE HER ŞEYİ TOPLAYIP KARŞILARINA GETİRSEYDİK

EHLİ KÜFÜR HİÇ BİR ZAMAN MÜSLÜMANLARA OLAN DÜŞMANLIKLARINDAN VAZGEÇMİYECEKTİR.

EY ALLAHIN İMANLI KULLARI ASKER VE POLİSLERİMİZ İÇİN DUA EDİN.

EY DİLİNE HAKİM OLAMIYAN KOLTUK PEŞİNDE KOŞAN, DİKKAT ET HER HALİNLE İMTİHANDASIN.

EY GÖRÜNEN VE GÖRÜNMEYEN ALLAHIMIZ.

EY KÂİNATIN YARATICISI SEN BİZE YETERSİN

EY KÜRT GENÇLERİNİ YILLARDIR KANDIRAN ŞEYTANA UYMUŞ KANDİLİN SÖZDE İLÂHLARI .

EY YER SUYUNU YUT,EY GÖK SUYUNU TUT, DENİLDİ.

FELÂKET TELLÂLLARI VE ABDÜKADİR SELVİ.

FETO DEYİN GÜLEN DEYİN, FAKAT FETHULLAH DİYEREK HAZRETİ ALLAHIN MÜBAREK ADINA SAYGISIZLIK ETMEYİN .

FİTNEDEN ESER KALMAYINCAYA KADAR ONLARLA SAVAŞIN.

GAYEMİZ ALLAH OLURSA HER İŞİMİZ HAYIRLI OLUR.

GİTMEK İSTEMESENDE GİDECEKSİN İLÂHİ TAKDİR BÖYLE.!!

GÖRMEDİKLERİ HALDE RABLERİNDEN KORKANLAR VAR YA,İŞTE ONLAR İÇİN MAĞFİRET VE BÜYÜK MÜKÂFAT VARDIR (MÜLK-12)

HAYVANDAN DÄ ADİ OLAN İNSANLAR DAN HAZRETİ ALLAHA SIĞINALIM ONLAR İNSAN SURETİNDE ŞEYTANLARDIR.

HAZRETİ ALLAHIN BİR MERHAMETLİ KULU YOKMU Kİ ESEDLE MUHALİFLERİN ARASINI BULSUN SAVAŞ SONA ERSİN

HAZRETİ ALLAHIN TAKDİRİNE RAZI OLAN HUZURA ERER.

HAZRETİ ALLAHTA SAMİMİYET NASIL OLMALI !

HAZRETİ MUHAMMED S.A.V. EFENDİMİZİN EHLİ BEYTİNDEN OLMANIN YOLU

HERŞEYİN HÜKÜMRANLIĞI ELİNDE OLAN ALLAH.

HÜSNÜ MÜBAREĞİ DEMİR KAFESE KOYDULAR TEŞHİR ETTİLER İŞ TERSİNE DÖNDÜ.

HZ. ALLAHIN VELİ KULLARINI ŞEYTANA BENZETENLERE CEVAPTIR

İBADET ETMEYİ KİBİRLERİNE YEDİREMİYENLER

İMAN EDİP DE SALİH AMEL İŞLEYENLERİ AND OLSUN Kİ.SALİH LERİN ARASINA KATARIZ.

İMRALIDA BESLENEN KÖK.

İNKÂR EDEN KAFİRLERE DÜNYA NİMETLERİNİN VERİLMESİ BİZİ ALDATMASIN

İSLÂM DİNİNİ VAHŞET DİNİ GİBİ GÖSTEREN SÖZDE ŞERİATÇILARI HAZRETİ ALLAHA HAVALE EDİYORUZ O HER ŞEYİ GÖRENDİR !!

KALPLERİ KARARTMA KARATAŞ,HADİSİ ŞERİFLERLE OYNAMA KARATAŞ.

KANSER HASTALIĞINA VE BÜTÜN DERTLERE ŞİFA ANCAK ALLAHTAN GELİR.

KENDİ ELLERİNİZLE KENDİNİZİ TEHLİKEYE ATMAYIN.(Bakara-195) BÜTÜN TEDBİRLERİNİZİ ALIN.Nisa (71)

KEŞKE TEKME ATMASAYDI.

KİM DELİ. KİM AKILLI.

KİM HAZRETİ ALLAHIN TAKDİR VE TAKSİMİNDEN RAZI OLURSA HAZRETİ ALLAH DA ONDAN RAZI OLUR.

KÖTÜ TUZAK ANCAK SAHİBİNE DOLANIR.

MAYINLI TUZAKLAR

MÜFLİS KİMDİR ?

NE YERDE, NE DE GÖKTE HİÇ BİR ŞEY ALLAHA GİZLİ KALMAZ.

NEDEN DOĞRUYU DUYMAK İSTEMİYORSUN.

O ŞEHİRDE DOKUZ KİŞİ VARDI Kİ,YER YÜZÜNDE BOZGUNCULUK YAPIYORLAR İSLÂH

ÖYLE BİR İMTİHAN Kİ,CANLA VERİLİYOR.

PARELEL YAPI İSMİ VERİLEN YERE BAĞLI OLANLAR OKUSUN

PEYGAMBER EFENDİMİZ MUHAMMED MUSTAFA S.A.V. DEN GELEN SELÂM.

RABBİNİN HUZURUNDA DURMAKTAN KORKAN.

RESMİNE BAK, SEN VARSIN Kİ RESMİN VAR,KÂİNAT DA BİR RESİMDİR O DA HAZRETİ ALLAHIN VARLIĞINA DELİLDİR.

RESULUM ! BU SANA İNDİRİLEN BİR KİTAPTIR.BU HUSUSTA GÖĞSÜNDE BİR SIKINTI OLMASIN. (.(Araf-2)

RESULUM BU KURAN SANA HİKMET SAHİBİ HER ŞEYİ BİLEN ALLAH TARAFINDAN

RESULÜM, SENDEN ÖNCE GÖNDERDİĞİMİZ HER PEYGAMBERE,BENDEN BAŞKA İLÂH YOKTUR DİYE VAHYETMİŞİZDİR.(ENBİYA 25).

RİYÂ ŞİRKTİR.

SALİHLERİN İŞİNİ ALLAH GÖRÜR. (ARAF,196)

SAYIN HARUN YAHYA KARDEŞİMİZ DALGIN UYKUDAN UYAN ARTIK.

SAYIN REİSİ CUMHURUMUZ SAYIN TAYYİP BEY KARDEŞİMİZE NAÇİZANE TAVSİYELERİMİZ.

SELÂTI SELÂMDAN RAHATSIZ OLAN ALİMLER.

SEN ONDAN RAZI,O SENDEN RAZI OLARAK DÖN RABBİNE GİR SALİH KULLARIMIN İÇİNE GİR CENNETİME.(Fecr-28-30)

SON GELEN DİNE UY ALLAHA YAKLAŞ.

SURİYEDE İÇ SAVAŞI ÇIKARAN VE KORÜKLEYEN AMERİKA MI?

ŞARJ OLAN PİLLER, ŞARJ OLMAYAN PİLLER.

ŞEYTANIN KUKLASI OLAN TERÖRÜSTLER, TEVBE EDİN SİZİ YÖNETEN ŞEYTANIN BASKISINDAN KURTULUN DEVLETE TESLİM OLUN.

ŞEYTANIN YEMİNİ

ŞEYTANLA İMTİHAN.

ŞİMDİ SOR ONLARA,KENDİLERİNİ YARATMAK MI DAHA ZORDUR,YOKSA DİĞER YARATTIKLARIMIZ MI?

ŞİŞEDEN ÇIKAN CİNLER, ALLAHIN İZNİYLE ORDUMUZUN AZİM VE GAYRETİYLE LAYIK OLDUĞUNUZ YERE DEF OLUP GİRECEKSİNİZ .

ŞÜPHESİZ Kİ BU BİR ÖĞÜTTÜR ARTIK DİLEYEN RABBİNE VARAN BİR YOL TUTAR.

TAM TEVEKKÜL HAZRETİ ALLAHA KÜL OLANA MAHSUSTUR,KUL OLANA DEĞİL. !!

O ŞEHİRDE DOKUZ KİŞİ VARDI Kİ,YER YÜZÜNDE BOZGUNCULUK YAPIYORLAR İSLÂH TARAFINA HİÇ YANAŞMIYORLARDI.(Neml-48)

TEVBE EDENLER- İSTİĞFAR EDENLER.

TEVBEDE ACELE ET!

VALLAHİ ALLAH SEVDİĞİ KULUNU CEHENNEME ATMAZ

VATANI SEVENLER İLE VATANA İHANET EDENLERİ SAVUNANLAR İYİCE SU YÜZÜNE ÇIKTI.

YALNIZ ALLAH VAR ÖTESİ PERDEDİR.

YANLIŞ LİDERİN PEŞİNDE GİDEN ÇAMURA BATANLAR.

YARATANİ BULMAK

YASİNİN MUHATABI MUHAMMED ALEYHİSSELÂMDIR.

YERYÜZÜNDE BOZGUNCULUK ETME,DOĞRUSU ALLAH BOZGUNCULARI SEVMEZ.(Kasas-77)

YÜREKTEN SAMİMİ TEVBE.

ZULMEDENLERE MEYLETMEYİN YOKSA SİZE DE ATEŞ DOKUNUR.HUD-113.

 
Facebook beğen  
   
Reklam  
   
Akl-ı selim sahibi ol.  
  Aklını kullan.Yalancı olma,hakikatın hılafını söyleme
'Ben İzzet ve Celal sahibi Allahdan korkuyorum'diyorsun. Halbuki sen Onun gayrinden korkuyosun.
Cinden de,İnsandan da,Melekden de korkma.
Gerek konuşan ve gerekse sükut eden canlıların hiçbirinden korkma.
Dünya azabından da korkma,ahiret azabından da korkma.Sadece ve yanlız,azab ile azab edecek olan ALLAH dan kork..
 
De ki gökleri ve yeri yoktan yaratan Allahtan başkasını mı dost edineyim.  
  De ki gökleri ve yeri yoktan yaratan Allahtan başkasını mı dost edineyim.
O ki yedirir kendisi yemez. (Enam 14.)

Aklı başında olan insana üstteki mesaj yeter. Bu ayeti kerimede geçen uyarıyı anlama kabiliyeti olan
her kez bu ilahi emre uyduğu takdirde dünyasını da ahiretini de kazanır.

Neden diye sorulursa, Gökleri yerleri ve içindekileri yaratan her şeyde tek merci söz sahibi olan
Allahı azimişşanı dost edinen insan kendisini O'nun koruma garantisi altına girmiştir.

Ne mutlu Allaha dost olana.

Bu ise sanıldığı kadar zor değil h.z. Allah c.c. bu kapıyı her yarattığı kuluna ardına kadar açık tutuyor.
Fakat nefsine uyan insanlar şeytanın kapısına koşuyorlar.

H.z Allah c.c ise kullarını nefsleri ile imtihan ettiği için kullarına müdehale etmiyor.
Ancak nefsine uymayan kullarını hususi himayesıne alır.

Öyle bir tek kudreti ilahi ki yemez yedirir giymez giydirir.
Ey sonsuz kudreti ilahi olan Allahımız ne olur bizleri zatının sevdiğn dostlarının arasına kat.
Amin velhamdulillahi Rabbil Alemin.

Kalpteniman
 
Toplam 179029 ziyaretçi
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
Kalpten imana KAVUŞMANIZ İÇİN HAZRETİ ALLAH'A KALBEN İMAN EDEREK YAZILAN İBRETLİK KISSALARDAN İSTİFADE EDİNİZ