Allah her varlığı ne için yarattıysa, ona uygun özelliklerle donatmıştır. Bu nedenle insan gibi değerli bir varlığın akıl gibi bir nimetten mahrum kalması, onun yaratılış gayesine uygun olmazdı. Güneşin ışıksız, insanın ruhsuz olması nasıl düşünülemezse, insanın da akılsız olması düşünülemez.

- Eğer Allah, delileri de sorumlu tutsaydı, o takdirde Allah’ın hikmetine ve adaletine uygun olmazdı. Çünkü, sorular imtihana tabi olanların kaldırabileceği bir seviyede olmalıdır. İlkokul öğrencisine, yüksek fizik dersi verilmez. Yabancı dil bilmeyen öğrencilere, İngilizce sorular sorulmaz. Aynı şekilde, imtihanın asıl muhatabı olan akıldan yoksun kimselerin imtihana alınmaları fırsat eşitliğine aykırı olduğundan adalet ve hikmet ölçüleriyle bağdaşamaz.

- Akıllı olma iddiasında olan bir kimsenin, kendini akılsızlarla mukayese etmesi ilginçtir. Akıl gibi kendisine bahşedilen en büyük bir nimeti, nefsine kurban ederek, yerli yerince kullanmayıp delice hayat sürdükten sonra da, sorumluluktan kurtulmak için gerçek bir deli olmayı arzu etmesi, imtihanı kaybetmenin nelere mal olacağını göstermesi bakımından dikkate değer bir tablodur.

- Kur’an’da, Amme Suresi'nin sonunda, inkârcıların “Keşke toprak olsaydım” demek zorunda kalacağı bir sahneye yer verilmiştir. Alimlerin açıklamalarına göre, inkârcılar, diğer canlıların/hayvanların hepsinin -bedensel yönleriyle- toprak olduğunu görünce bu sözleri söyleyecekler. Bunun bir anlamı da şudur: “Keşke insan olacağıma hayvan olsaydım da, onlar gibi bugün toprak olsaydım...”

- Şunu unutmamak gerekir ki, Allah âdildir, kullarına zulmetmez. Bazılarına ayrı lütuflarda bulunması -başkasının hakkını-hukukunu ihlal etmediği için- bir haksızlık değildir.

- Dünyada iken, hangimiz deli olmak ister?

- Cennet kapılarını açmak için verilen akıl anahtarını yanlış kullanarak, kendisi için cehennem kapısını açacak bir şekle sokmak gibi bir cinayeti işledikten sonra, faturayı Allah’a kesmeye çalışmak ayrıca bir cinayettir.

- Eğer herkes deli olsaydı, imtihan diye bir şey olmazdı. Çünkü, meleklerde yalnız akıl olduğu için imtihana alınmamıştır. Hayvanlarda ise yalnız nefis olduğu için, onlar da –deliler gibi- imtihana tabi tutulmamıştır. Hem aklı hem de nefsi olan insan oğlu imtihana alınmıştır. İmtihana alınmıştır ki, -nefsine rağmen- aklını kullanıp dosdoğru yolda yürüdüğü takdirde imtihanı kazansın; -aklına rağmen- nefsinin peşine takılıp hayvan gibi bir hayatı tercih etmesi halinde de imtihanı kaybetsin.. Ta ki, bilenlerle bilmeyenler, iyilerle kötüler, inananlarla inanmayanlar, akılını kullananlarla kullanmayanlar aynı kefeye konmasın, herkes hak ettiğini görsün ve böylece adalet yerini bulsun...